Türkiye’nin Enerji Dönüşümünde Kritik Süreç: Yenilenebilir Atılım, Şebeke Yönetimi ve Bölgesel Enerji Vizyonu
Türkiye’nin enerji alanında son yıllarda attığı adımlar, sadece ülke içi üretim ve tüketim dengelerini değil, aynı zamanda bölgesel enerji politikalarını da doğrudan etkiliyor. Tek Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Saime Halaç’ın, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Bulut ile gerçekleştirdiği özel röportajda; yenilenebilir enerji yatırımları, şebeke yönetimindeki zorluklar ve Türkiye’nin 2035 enerji hedefleri tüm yönleriyle ele alındı.
Türkiye’nin elektrik üretim yapısındaki değişimden Ortadoğu ile kurulacak enerji köprülerine kadar birçok kritik başlık, uzman değerlendirmeleriyle detaylandırıldı.
Türkiye’nin Elektrik Üretiminde Denge Değişiyor
Saime Halaç’ın sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Mehmet Bulut, Türkiye’nin enerji üretiminde son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşandığını vurguladı. 2024 yılı verilerine göre elektrik üretiminde kömür yüzde 34,7 ile ilk sırada yer alırken, hidroelektrik yüzde 21,1 ve doğalgaz yüzde 18,9 seviyesinde bulunuyor.
Bulut, özellikle son 10 yılda rüzgâr ve güneş enerjisinde büyük bir sıçrama yaşandığını belirterek, 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin toplam kurulu gücünün 122.128 MW’a ulaştığını ifade etti. Bu kapasitenin 25.109 MW’ının güneş, 14.774 MW’ının ise rüzgâr enerjisinden oluştuğunu belirten Bulut, bu iki kaynağın toplam payının yüzde 32,6 seviyesine ulaştığını söyledi. Bazı dönemlerde yenilenebilir enerjinin anlık üretimde yüzde 55’in üzerine çıktığını da sözlerine ekledi.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının artmasının olumlu bir gelişme olduğunu belirten Bulut, bu durumun beraberinde yeni zorlukları da getirdiğini ifade etti. Rüzgâr ve güneş enerjisinin değişken yapısının şebeke dengesini zorlaştırdığını belirten Bulut, özellikle frekans kontrolü, yedek kapasite planlaması ve iletim hatlarının yönetiminde yeni bir sürecin başladığını söyledi.
Geleneksel santrallere kıyasla yenilenebilir kaynakların üretim tahminlerinde belirsizlik içerdiğini vurgulayan Bulut, sistemin daha esnek ve hızlı tepki verebilir hale getirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Enerji Sisteminin En Kritik Noktası: Akşam Rampası
Röportajda öne çıkan başlıklardan biri de “akşam rampası” sorunu oldu. Doç. Dr. Mehmet Bulut, güneş enerjisinin devreden çıkmasıyla birlikte akşam saatlerinde elektrik talebinin hızla arttığını belirtti.
Bu durumun 3 ila 4 saatlik kısa bir zaman diliminde 8 ila 10 GW’lık ek güç ihtiyacı oluşturduğunu ifade eden Bulut, bu ani talep artışının sistem operatörleri için ciddi bir yönetim zorluğu anlamına geldiğini söyledi.
Bölgesel Dağılım Dengesizliği Yeni Riskler Oluşturuyor
Türkiye’de enerji üretim tesislerinin coğrafi olarak dengeli dağılmadığını ifade eden Bulut, rüzgâr santrallerinin daha çok Marmara ve Ege bölgelerinde, güneş santrallerinin ise İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da yoğunlaştığını belirtti.
Bu durumun iletim hatlarında kapasite sorunlarına ve zaman zaman üretim kısıntılarına yol açtığını söyleyen Bulut, bölgesel planlamanın önemine dikkat çekti.
Hidroelektrik Santraller “Doğal Batarya” Görevi Görüyor
Türkiye’nin hidroelektrik potansiyelinin büyük bir avantaj olduğunu vurgulayan Bulut, bu santrallerin sistemde dengeleyici bir rol üstlendiğini ifade etti. Güneş enerjisinin azaldığı saatlerde hidroelektrik santrallerin devreye girerek üretimi artırdığını belirten Bulut, bu yapının adeta bir “doğal batarya” görevi gördüğünü söyledi.
Türkiye’nin enerji hedeflerine de değinen Bulut, 2035 yılına kadar güneş enerjisinin 52,9 GW’a, rüzgâr enerjisinin ise 29,6 GW’a çıkarılmasının planlandığını açıkladı. Bu hedeflerle birlikte toplam kurulu gücün 189,7 GW seviyesine ulaşmasının beklendiğini ifade etti.
Enerji depolama sistemlerinin önemine dikkat çeken Bulut, özellikle batarya teknolojilerinin ve pompajlı hidroelektrik santrallerin sistem güvenliği açısından kritik hale geldiğini belirtti.
Gündüz üretilen enerjinin depolanarak akşam saatlerinde kullanılması gerektiğini ifade eden Bulut, bu sistemlerin enerji arz güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı.
Yapay Zekâ Enerji Sektörünü Dönüştürüyor
Yapay zekâ ve veri odaklı sistemlerin enerji sektöründe giderek daha fazla kullanılacağını belirten Bulut, özellikle üretim tahminlerinde bu teknolojilerin büyük avantaj sağladığını söyledi.
Gerçek zamanlı veri analizi ve akıllı sistemler sayesinde şebeke yönetiminin daha etkin hale geleceğini ifade etti.
Yatırımcılar İçin Kritik Başlıklar
Doç. Dr. Mehmet Bulut, yatırımcılar için öne çıkan başlıkları da sıraladı. Buna göre YEKA projeleri, hibrit sistem yatırımları, enerji depolama teknolojileri ve esneklik odaklı üretim modelleri önümüzdeki dönemin en önemli yatırım alanları arasında yer alıyor.
Ayrıca doğalgaz santrallerinin sistemdeki esnekliği sağlamak adına önemini koruduğunu belirten Bulut, bu santrallerin hızlı devreye girme kabiliyetlerinin artırılması gerektiğini ifade etti.
Röportajın son bölümünde Türkiye’nin bölgesel rolüne değinen Bulut, Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Ortadoğu arasında stratejik bir enerji köprüsü olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin enerji dönüşümünün Ortadoğu’daki gelişmekte olan ekonomiler için önemli bir model oluşturduğunu ifade eden Bulut, bölge ülkelerinin birlikte hareket etmesi halinde küresel enerji ve ticaret merkezi olabileceklerini söyledi.
Türkiye’nin sahip olduğu bilgi birikimi ve tecrübenin, sadece ulusal değil bölgesel kalkınma açısından da büyük fırsatlar sunduğunu dile getirdi.