Gündem

Avukat Ümmühan Bedihağaoğlu: “Cumhurbaşkanımız Mazlum Kadınların Sesi Olmayı İlke Edinmiştir”

Yazar: Abdullah Solmaz | Kategori: Gündem | 11 Şubat 2026
Kaynak: TEKHA - Tek Haber Ajansı
Avukat Ümmühan Bedihağaoğlu: “Cumhurbaşkanımız Mazlum Kadınların Sesi Olmayı İlke Edinmiştir”

Avukat Ümmühan Bedihağaoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kadın hakları ve toplumsal adalet konularında gerçekleştirilen dönüşüme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bedihağaoğlu, yürütülen çalışmaların sadece siyasi bir program değil, bir zihniyet devrimi olduğunu vurguladı.

“Kadını Özne Kabul Eden Bir Perspektif”

Bedihağaoğlu, kadınların sosyal, hukuki ve siyasal alanlarda daha etkin rol alması için köklü düzenlemeler yapıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanımız, iktidarı boyunca yalnızca Anadolu kadınının değil, dünyanın dört bir yanında zulme, ayrımcılığa ve adaletsizliğe maruz kalan mazlum kadınların da sesi olmayı ilke edinmiştir. Kadını ikinci plana iten, onu yalnızca görünüşü ve kılık kıyafeti üzerinden tanımlamaya çalışan; küçümseyen, aşağılayan ve “avrat” anlayışına dayanan faşist zihniyetlere karşı net ve kararlı bir duruş sergilemiştir. Bu duruş, günübirlik siyasi reflekslerden değil; insan onurunu merkeze alan köklü bir medeniyet tasavvurundan beslenmiştir. Sosyal, hukuki ve siyasal alanlarda gerçekleştirilen düzenlemelerle kadınların eğitimden istihdama, siyasetten sivil topluma kadar hayatın her alanında daha görünür ve daha etkin rol almasının önü açılmıştır. Kadınların kamusal alanda var olma mücadelesi, yalnızca bir hak arayışı değil; aynı zamanda toplumsal adaletin tesisi için verilen bir mücadele olarak görülmüştür. Bu anlayış, kadınları edilgen bir konumda değil; karar verici, dönüştürücü ve yön verici bir özne olarak kabul eden bir perspektife dayanmaktadır.

“Güçlü Kadın, Güçlü Toplum”

Mücadelenin ahlaki ve vicdani bir sorumluluk olduğunu ifade eden Bedihağaoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu süreçte verilen mücadele, yalnızca politik bir programın uygulanması değil; aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir sorumluluğun ifası olmuştur. Kadın onurunun korunması, fırsat eşitliğinin sağlanması ve ayrımcılıkla kararlı biçimde mücadele edilmesi; güçlü bir toplum inşasının vazgeçilmez unsurları olarak değerlendirilmiştir. Çünkü güçlü kadın, güçlü aileyi; güçlü aile ise güçlü toplumu inşa eder.”

“Milhangazi Bir Zihniyet Devrimidir”

Milhangazi kavramının toplumsal dönüşümdeki sembolik önemine değinen Bedihağaoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Milhangazi ise bir kişi meselesi değildir; bir renk, bir sembol ya da geçici bir slogan da değildir. İster beyaz ister siyah olsun, bu bir zihniyet devrimidir. Ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil güçlendiren, kutuplaştıran değil ortak değerlerde buluşturan bir anlayışın adıdır. Milhangazi; kadını dar kalıplara hapsetmeye çalışan, onu toplumsal hayatın dışına iten faşist ve gerici düşüncelere karşı yükselen bir bilinçtir. Bu bilinç, adaleti yalnızca hukuki bir kavram olarak değil; sosyal ve vicdani bir ilke olarak ele alır. Eşitliği yalnızca söylem düzeyinde bırakmaz; fırsatlara erişimde, temsil mekanizmalarında ve karar alma süreçlerinde somutlaştırmayı hedefler. İnsan onurunu ise her türlü ideolojik ve siyasal tartışmanın üzerinde tutar. Çünkü değişim önce zihinlerde başlar. Zihniyet dönüşmeden toplum dönüşmez. Bu nedenle Milhangazi, sadece bugünün değil; yarının da inşasına talip olan cesur bir gelecek tasavvurunun sembolüdür. Daha adil, daha kapsayıcı ve daha güçlü bir toplum idealini temsil eder. Kadının gücünü bastıran değil açığa çıkaran; onu sınırlandıran değil önünü açan bir toplumsal ufka işaret eder. Sonuç olarak bu irade, yalnızca bir dönemin politik söylemi değil; uzun vadeli bir toplumsal dönüşüm iddiasıdır. İnsan onurunu merkeze alan, adaleti pusula edinen ve eşitliği hedefleyen bu anlayış; güçlü bir medeniyet yürüyüşünün temel taşlarından biri olarak görülmektedir.”

Son Güncelleme: 21 Mart 2026 17:07
HABER BİLDİR